Ve ilk ay haricinde en yoğun ayım diyebilirim.
2 gün içinde dördüncü ayıma ulaşmış olacağım, ki bu exchange yılımın neredeyse %40ı oluyor, ki bu da beni korkutuyor.
Son günlerim hep Noel temalı geçti; hediye alışverişleri, devam eden ev süslemeleri, bizzat şarkı söylediğim veya sadece gidip dinlediğim Noel konserleri, şehirde giderek artan ışıklar, her yerde ama her yerde Noel ağaçları, AFS'nin Noel öncesi buluşmaları...
Önce geçen hafta sonu, yaklaşık 15 AFSli ve host ailelerle beraber Oslo'daki Norsk Folkemuseum'da (Norveç Halk Müzesi) devasa bir Noel pazarına gittik. Folkemuseum kısmen açık hava müzesi denebilir. Norveç'in dört bir yanından getirdikleri, içleri antika eşyalarla dolu geleneksel tahta evler, çiftlik hayvanları bulunduran çiftlikler (ilk kez gerçek bir domuz görmüş oldum, resmen canlıydı o.o), ahırlar, pony'ler ve atlar... Yine büyük bir kilise, neredeyse 1100 yaşındaki Gol Stavkirke (stave church=özellikle kuzeybatı Avrupa'da çok yaygın görülen tahtadan kiliseler) ve mis gibi ağaç kokusu.. Geniş bir alandaki açık hava tiyatrosu ve sahnede geleneksel kıyafetlerle dans eden minik kızlar.. Ağaç oyma kursları, ücretsiz gløgg (kırmızı şaraptan yapılan, sıcak içilen baharatlı, tarçın çubuklarıyla servis edilen kış içeceği), tabii ki zencefilli kurabiyeler, waffle ve kahve stantları, çeşit çeşit hediyeliklerle çok renkli bir marketti.
Pazar günü Norveç'in en ünlü korolarından biri olan Sølvguttene (Gümüş Oğlanlar-böyle yazınca komik oldu) ile Noel konseri verdik.
Pazartesi günü Katie ile alışveriş merkezine gittik ve Noel hediyelerini hallettik. Hediye seçerken yanımda biri olması ve bu kişinin Noel açısından deneyimli olması işimi kolaylaştırmadı değil. Alışverişten sonra pizzacıya gidip dinlendik. Katie Norveç'teki en iyi arkadaşlarımdan biri ve onunla gerçekten çok çok iyi anlaşıyoruz. Yılımızın %40ı bittiği ve Katie ABDli olduğu için, şimdiden ayrılığımızı düşünüp hüzünlenmeye başladık. Aynı adada yaşarken ve dilediğimiz zaman buluşabilirken, yıl sonunda aramıza bir okyanus girecek olması baya üzücü tabii ki. Pizzacıda bunları tekrardan konuştuk ama sonra, bitmesine daha çok var diye düşünüp konuyu kapatmaya çalıştık. 'Son'u düşünmek cidden zor. Bu kadar alışmış, bütün şehri hatta yakın çevredeki şehirleri teker teker keşfetmiş, dile alışmış ve buradaki hayatımızın da 'sıradan'laştığını düşünürken, sanki senelerdir burada yaşıyoruz gibi hissederken ve çok huzurluyken, bu deneyimimize sonsuza dek "ha det bra!" (hoşçakal) diyecegiz Haziran sonunda.
Salı günü yine Katie'yleydim. Sehirdeki bir kafenin açılışının birinci yıl dönümü vardı. Kahvelerde yüzde 50 indirim vardı ve benim okulumda müzik sınıfına giden bir kız şarkı söyleyecekti. Bizim amacımız ucuz kahveydi tabii ki. Katie, Dario ve onların Norveçli bir okuldan bir arkadaşları ile otobüs istasyonunda buluştuk. Ama gitmek istediğimiz kafe çok doluydu ve biz de Starbucks tarzında bir kahve dükkanı olan Wayne's Coffee'ye gidip oturduk. Bizden başka kimse yoktu diyebilirim. Sessiz bir ortam olması Norveççe pratiği yapabilmemiz için de iyi oldu. Sonrasında farkettim ki, ABDli, Türk ve İtalyan; Norveçte tanıştık ve Norveççe sohbet ediyoruz. Böyle multicultural anlarda kendimi çok müthiş ve şanslı hissediyorum ve exchange öğrenci buluşmaları yüzünden bu anları çok sık yaşıyorum. Kafenin kapanış saatine kadar konuştuk ve en son çalışan bize artık gitmemiz gerektiğini söylediğinde, gece vakti yürüyüşe çıkmaya karar verdik ve boş sokaklarda dolaştık. Zaten kalabalık olmayan bir ülkenin kalabalık olmayan bir şehrinde, kış günlerinden birinde ve gece vaktinde dışarıda insan olması çok da alışıldık bir durum değil. Bütün mağazaların erken kapanıyor olması da bu sebepten.
Çarşamba akşamı Fredrikstat'da (Østfold'da bir şehir, toplam 1 saatlik araba + yarım saat feribot yolculuğu ile gidiliyor) bir Noel konseri dinlemeye gittik. Host annemin erkek kardeşinin VocApella isimli bir grubu varmış. Enstrümansız müzik yani. Çok keyifli bir konserdi.
Dün, sakin bir cumartesiydi ve saçımı kestirmeye gitmem haricinde evden çıkmadım. Tekrardan piyano çalmaya başladım, 4 ay çalmayınca baya paslanmış parmaklar tabii. 4 aydır evdeki kuyruklu piyanoya dokunmamak neden? Yoğunluk böyle bir şey işte..
Cumartesi akşamında, zencefilli kurabiyelerden ev ve ağaç dekorasyonları yapmaya devam ettik.
Noel'i gerçekten iple çekiyorum, 15 gün kaldı. Aylar öncesinden her şey böyle mükemmel ve rengarenk iken, Noel zamanı nasıl olur kim bilir. Burada Noel zamanı 7 çeşit kek yapma adeti var, geleneksel Norveç yemeklerinin de hepsi pişirilecek. Exchange öğrencilerinin neden kilo aldığı az çok belli oluyor... İple çektiğim diğer bir şey de Noel ağacı ve altına dizeceğimiz hediyeler... Gerçek ağaç satın alacakları için biraz daha bekliyorlar.
Şimdilik Norveç güncelerimden (şu sıralar Noel günlüğü?) bu kadar.
![]() |
| Nøtterøy Kilisesi, koroyla beraber ilk konserimde de burada söylemiştik.. |
![]() |
| Exchange öğrenci olmayı bundan daha iyi anlatan bir söz olduğunu düşünmüyorum. "Exchange is not a year in your life, it's a life in a year" ile kapışır. |
Salı günü yine Katie'yleydim. Sehirdeki bir kafenin açılışının birinci yıl dönümü vardı. Kahvelerde yüzde 50 indirim vardı ve benim okulumda müzik sınıfına giden bir kız şarkı söyleyecekti. Bizim amacımız ucuz kahveydi tabii ki. Katie, Dario ve onların Norveçli bir okuldan bir arkadaşları ile otobüs istasyonunda buluştuk. Ama gitmek istediğimiz kafe çok doluydu ve biz de Starbucks tarzında bir kahve dükkanı olan Wayne's Coffee'ye gidip oturduk. Bizden başka kimse yoktu diyebilirim. Sessiz bir ortam olması Norveççe pratiği yapabilmemiz için de iyi oldu. Sonrasında farkettim ki, ABDli, Türk ve İtalyan; Norveçte tanıştık ve Norveççe sohbet ediyoruz. Böyle multicultural anlarda kendimi çok müthiş ve şanslı hissediyorum ve exchange öğrenci buluşmaları yüzünden bu anları çok sık yaşıyorum. Kafenin kapanış saatine kadar konuştuk ve en son çalışan bize artık gitmemiz gerektiğini söylediğinde, gece vakti yürüyüşe çıkmaya karar verdik ve boş sokaklarda dolaştık. Zaten kalabalık olmayan bir ülkenin kalabalık olmayan bir şehrinde, kış günlerinden birinde ve gece vaktinde dışarıda insan olması çok da alışıldık bir durum değil. Bütün mağazaların erken kapanıyor olması da bu sebepten.
![]() |
| Deliklerinden kırmızı kurdele geçirilecek ve istediğimiz yerlere asılacak süslerimiz, Victor ve benden sonra host annem de üç tane süsledi. |
Dün, sakin bir cumartesiydi ve saçımı kestirmeye gitmem haricinde evden çıkmadım. Tekrardan piyano çalmaya başladım, 4 ay çalmayınca baya paslanmış parmaklar tabii. 4 aydır evdeki kuyruklu piyanoya dokunmamak neden? Yoğunluk böyle bir şey işte..
Cumartesi akşamında, zencefilli kurabiyelerden ev ve ağaç dekorasyonları yapmaya devam ettik.
Noel'i gerçekten iple çekiyorum, 15 gün kaldı. Aylar öncesinden her şey böyle mükemmel ve rengarenk iken, Noel zamanı nasıl olur kim bilir. Burada Noel zamanı 7 çeşit kek yapma adeti var, geleneksel Norveç yemeklerinin de hepsi pişirilecek. Exchange öğrencilerinin neden kilo aldığı az çok belli oluyor... İple çektiğim diğer bir şey de Noel ağacı ve altına dizeceğimiz hediyeler... Gerçek ağaç satın alacakları için biraz daha bekliyorlar.
Şimdilik Norveç güncelerimden (şu sıralar Noel günlüğü?) bu kadar.



ECE, güzel kızım, yazılarını annen paylaşıyor ben de zevkle okuyorum,uzakta olsan da alıştığını görmek,keyif aldığını duymak çok güzel , sağlıklı,mutlu çok güzel bir yeni yıl diliyor,yanaklarından öpüyorum,sevgiler, Figen teyzen (deniz apt)
ReplyDeleteTesekkur ederim Figen Teyze ben de kocaman opuyorum saygilar selamlar herkese :)
Delete