Thursday, May 19, 2016

Ja, Vi Elsker Dette Landet! - 17. Mai

Aylarca, hatta Norvec'e exchange ogrenci olarak gelecegimi ogrendigim gunden bu yana bekledigim gun sonunda geldi catti: 17. Mai, Nasjonal Dag, Norvec'in milli bayrami.
1380'den 1814'e kadar Norvec ve Danimarka bir birlik icindeydi, tek bir devlettiler. Napolyon Savaslari sonrasi Danimarka, Norvec'i Isvece vermek zorunda kaldi. Kiel Antlasmasi (Kopenhag'daki kral ve Isvec'in taht varisi Karl Johan arasinda imzalandi) sonucu Norvec, Isvec'e verildi ve kimse Norveclilere ne istediklerini sormadi. Norvec, Danimarka ile olan birlikten Isvec'le bir birlik icine girdi. Norvec artik tek bir devlet olarak goruluyordu ama Isvec'le ortak krallari vardi. Tek bir kisi hem Isvec hem Norvec kraliydi yani. Norvec her ne kadar kendi basina bir devlet gibi gorulse de hala Isvec'e bagliydi. Norvecliler Isvec'e bagli olmaktan hoslanmiyordu ve milliyetcilik ruhuyla hareket ettiler. Belli bir surecten sonra 17 Mayis'ta Norvec kendi anayasasini, bir kac ay sonra da kendi kralini edindi. Bu milliyetcilik akimi cok hizli ilerlememis olacak ki Isvec-Norvec birligi 1905'e kadar surdu. Norvec, 7 Haziran 1905'ten beri tam bagimsiz bir devlet, ama 7 Haziran'i bayram saymiyorlar.
Bagimsizlik Gunu degil de Anayasa gunleri var yani. Turkiye'de neredeyse her ay baska bir gunu kutladigimiz icin bu olay biraz degisik geldi bana.
Bu ozel gunu beklerken geri sayim yapiyorduk 2 aydir zaten. Sonunda geldi catti. Sabah erkenden kalktik, Norvec bayragimizi disari asmisti babam. Masada kirmizi-mavi-beyaz mumlarla kahvalti yaptik. Kahvalti sonrasi giyindik, suslendik, muhtesem bir havayla ve puruzsuz masmavi bir gokyuzuyle bizi bekleyen gune basladik.
Suslenme konusu acilmisken, herkesin facebook'ta da gordugu gibi, 17 Mayista Norvecin geleneksel kiyafetini giydim. Bu kiyafetin adi "bunad". Elbise, ic etek, beyaz ve genis kollu bir gomlek, kemer ve cantadan olusuyor. Gomlek yakasinda, kol dugmelerinde, kemerde ve gogsun tam altinda kalan o boslukta da kocaman gumusler var. Bunadin sekli, deseni, rengi bolgeden bolgeye degisiyor. Benim giydigim de Vestfold bunadiydi.
Bunad sadece ozel gunlerde giyiliyor, mesela Noel arifesi, bir bebegin vaftiz ayini, bir akrabanin 14 yasindaki cocugunun kilisede gerceklesen "confirmation" isimli toreni veee 17. Mai. Yilda sadece bir kac gun giyilen, gercekten ozel bir kostum. Bu kostumu tasimak cok onur vericiydi ve ilk kez kendimi digerlerinden cok da farkli hissetmedim.
Ilk durak kiliseydi cunku koromuz Norvec'in milli marsiyla birlikte bir kac milliyetci sarki soyleyecekti. Boylece Istiklal Marsi disinda ezbere bildigim ilk milli mars Norvec'inki oldu. Kilisedeki mini konser bitince, ilkokul ve ortaokul ogrencileri, okullarina giden otobuslere bindiler. Cunku okullarinda toplanip, benim yasadigim adadaki meydana kadar yuruyeceklerdi. Biz de kilisenin bahcesinde, gunesin altinda onlarin yola cikmasini ve bizim oldugumuz tarafa dogru gelmelerini bekledik. Nøtterøy bandosunun sesini duymaya basladik bir kac dakika icinde. Nøtterøy'de bir suru ilk ve ortaokul var, dolayisiyla yuruyuse katilanlar bir hayli fazlaydi. Sirayla host kardeslerimin okullari da gecip gitti, gecit toreni bitti. Gecit toreninin sonuna katildik ve buradaki baska bir ortaokulun bahcesinde toplandik. Bando hala marslar caliyordu, ogrencilerden biri gunun anlam ve onemini belirten bir konusma yapti. Kiz ayni zamanda ortanca host kardesimin sinif arkadasi ve benim de yakindan tanidigim biri. Yaptigi 17 Mayis konusmasi gercekten cok hostu: Norvec'in farkli etnik gruplarindan, gocmenlerden, Norvecli etnik kokeni olmayanlardan, is arkadasimizin Hindu olabileceginden ve komsumuzun basortusu takabileceginden, birbirimizden cok farkli olsak da 17 Mayisin hepimizin gunu oldugundan bahsetti. Peace vibes ~ Gercekten de etrafima baktigimda, Norvecli olmadigi halde elinde Norvec bayraklariyla kutlayan ve eglenen, hatta bunadlar giyen farkli milletlerden insanlar gordum. Sonra dusundum ve kendimi sorguladim, acaba ben mi kendimi "farkliyim farkliyim" diye sartliyorum?
Daha sonra, 17 Mayista acik olan tek bufeden dondurma almaya gittik. 17 Mayista cok fazla dondurma yendiginden bahsedilmisti daha once, bir de hava muthis olunca tabi ki bol bol dondurma yedik.

Bazi tanidiklar ve dondurma aldigimiz pastanenin onunde
Bu arada saatler neredeyse ogleni gosteriyordu. Dondurma yiyip etrafta gordugumuz tanidiklarla sohbet ettikten sonra eve gittik, biraz dinlenmemiz gerekiyordu tabii ki. O agir bunadlari tasimak ve o ayakkabilarla gun boyu yurumek, ayakta durmak kolay degildi... Evde biraz rahatlamaya calistik, televizyonda Norvec'in farkli kesimlerinden 17 Mayis goruntulerini izledik. Biz burada gunesle kutlarken bazi yerlerde lapa lapa kar yagmasi cok degisikti gercekten.
Sonrasinda tekrar evden ciktik. Annem ve babam, kucuk kardesimin okulunun duzenledigi bir senlikte gorevliydi. Rosanes isimli parkta yiyecek standlari, oyunlar, sahneler, loto makineleri kurulmustu. Kocaman park, cesit cesit bunadla ve cesit cesit insanla doluydu. Cimenlerde uzanip, hotdog ve kek yedik. Neredeyse gunun geri kalani bu parkta gecti diyebilirim.

Aksam yemeginde yine bir aile dostumuzun evine davetliydik. Hep beraber barbeku yaptik.
farkli farkli bunadlar! :)
Gunu gece 11de, sahildeki havai fisek gosterisinde bitirdik. Sahil o kadar kalabalikti ki, bu insanlarin hepsi burada mi yasiyor yani diye dusundum. Daha once hic bu kadar cok sarhos ve yakisikli/guzel insani bir arada gormemistim. Herkes iyi giyimliydi, erkekler takim elbiseli, kadinlar bunadli veya guzel elbiseli. Herkes sarhostu cunku halkin bir kesimi kutlamalara, kahvaltida sampanya icerek basliyordu ve bu alkol alimi gun boyu devam ediyordu. 
Eve cok gec donduk, hemen bunadlar ayakkabilar bir kenara atildi, dus alindi. 18 Mayis tatil degildi. 18 Mayis sabahi herkes yorgun, herkes bitkin... Ama yilimin en guzel gunlerinden biri bu milli bayramdi.

Annem ve babam

Ja, vi elsker dette landet! - Milli marsin ismi ve ilk cumlesi "Evet, bu ulkeyi seviyoruz!"


Bundan sonra 17 Mayisi tekrar kutlar miyim bilmiyorum, ama Turkiye'de Alanya ve Kemer'de kutlamalar yapildigini ogrendim. Alanya'daki Norvec kilisesi de bunadlarla, dondurma ve hotdogla kutlayan yerlerden biri. Ayni zamanda Norveclilerin neden Alanya'ya bu kadar asina oldugunu da cozmus oldum. Alanya'da bu kilise aslinda uluslararasiymis. Yani bu "Sjømans Kirke"nin dunyanin cesitli yerlerinde subeleri varmis, bunlardan biri de Alanya'daymis. Norvecliler, bu kiliselerden herhangi birinde calismak icin basvurabiliyorlarmis, mesela rahip olan biri 1 sene boyunca rahipligini Sjømanskirke'de yapabiliyormus. Bu durum da host annemin piyano calmak icin Alanya'da bulunmus olmasini acikliyor. Bu kiliseler, dindar olsun olmasin, ayni etnik kokenden gelen insanlari bir araya topluyor, yani Norvec halkinin Alanya meraki da boyle gelismis. 

Wednesday, May 11, 2016

Sehrin Ortasinda Minicik Bir Cennet

Dun aksam havanin muhtesemliginden oturu evde duramadim ve uzerinde bulundugum ada icinde yuruyuse cikayim dedim. Surekli sehir turlari yapan biri oldugum halde, kendi yasadigim adada arabayla gectigimiz noktalar haricinde bir yer gormedigimi soyleyebilirim.
Havalar 25 dereceyi buldu, kuresel isinmaya lanet olsun ki Norvec'te bile bunaliyoruz. Hakikaten bunaliyoruz. -25 dereceyi gordugumuz bir kistan ciktik ve tabii ki sicaklik 20nin ustune cikinca bu bize asiri sicak ve bunaltici geliyor. Son zamanlarda oyle bir yaz havalari var ki, ben dahil herkes surekli havanin nasil guzel oldugundan bahsediyor (bunu tek yapan kisi ben degilim) (evet surekli havadan bahsettigim icin tepki aldim).
Neyse, zaten artik geceleri hava da kararmiyor, bu muhtesem gunlerden faydalanmaliyim diye dusundum. Eminim ki tekrardan yagmur yagacak, cok surmez Norvec'in guzel havasi. Ben de yuruyuse ciktim. Baya bir yurumus olmaliyi ki, koroyla konserlerimizi verdigimiz kiliseye kadar yurudum. Kiliseyi biraz geciyordum ki, anayolun yaninda, agaclarin arasina saklanmis, miniminnacik bir park buldum. Onunden milyon kez gecmeme ragmen daha once hic farketmemistim. Bir heykel, minicik bir gol ve bir kac banktan baska hic bir sey yoktu. Biraz orada oturup dinlenirken fotograf da cektim tabii ki. Neden bilmiyorum ama bu yeri hakikaten cok sevdim, kucucuk bir cennet gibiydi bence. Bilmiyorum bunu okuyanlar ve resmi gorenler ne dusunecek ama ben parkin bu kadar "basic" ve dogal olmasi, ve biraz gizli bir yerde olmasindan dolayi baya bir asik oldum diyebilirim. Park evden 3,5 kilometre uzaklikta olmasaydi yeni kacis noktam olabilirdi. Ama yuruyecegim ya da bisikletle gidecegim artik, napalim.


Parkin adi "Ani Parki"ymis ve bu heykel 1940-45 arasinda savasta olenler adina dikilmis, tesekkur ediyor ve onurlandirildiklarini soyluyor. 


Arkadaki de Nøtterøy Kilisesi, soyledigimiz yer

Yasadigim adada bir kac tane kucuk meydan, supermarket, bakkal falan filan var ama genel olarak tarla, evler ve limanlardan olusuyor.

Aslinda Nøtterøy'de de Tønsberg'de de bir suru, onlarca park var, sehirler sehir gibi degil, her yer yemyesil. Ama bu park ayri bir hosuma gitti. Orada oturmak hakikaten huzur verdi ve bu yuzden paylasmak istedim! :)

NOT: Koro demisken, cogunlukla kilisede soylesek de biz de farkli farkli seyler yapiyoruz ve gecen haftaki bahar konserinde Nøtterøy kultur merkezinde Cats muzikalini oynadik. Samsun'da da koro gecmisim var ama hic bir muzikal deneyimim yoktu, cok ayri ve cok cok eglenceli bir sey: