Neredeyse bir aydir, yazip yazip sildikten ve bitiremedikten
sonra, tekrar aldim bilgisayari, actim blogumu. Basliyorum.
Bu yazimin 100. gune ozel olmasini planliyorum ama 100.
gunde bitirip paylasabilir miyim bilemiyorum.
Evet, 100 koca gun. 3 ay 10 gun, 14 hafta, 2400 saat…
Neredeyse exchange yilimin ucte biri gitti. Zamanin nasil gectigini pek
anlamiyordum ama gun sayarken uc basamakli sayilara gecince, gercek yuzume
carpti.
Peki bu 100 gunde neler yasadim?
- #31-10-15 Her ne kadar ustunden cok gecmis olsa da ilk Halloween partimden bahsetmezsem catlarim. Yazip yazip sildigim post’lar da hep Halloween ile alakaliydi ama ustunden cok zaman gecince anlatmak istemedim… Ilk halloween’im kesinlikle muthisti, belki ilk oldugundan, belki de cocukluk hayalimi gerceklestirdigim icin bana muthis geldi bilemiyorum. Ama kesinlikle cok eglendigim bir gercek. Disney’le buyumus ama Musluman ulkede yasayan cogu cocugun icinde bir uktedir Halloween. Benim de sanirim kendimi bildim bileli Halloweene karsi bir ozenmem, imrenmem, kiskanmam vardir. Sonunda bu hayal de gercek oldu. Kocaman bir kostum butigini karistirip zar zor Kleopatra kostumu buldum, (beni taniyanlar kucukken Eski Misir'a karsi nasil yogun bir ilgim oldugunu bilir.) gercekten icime sinen bir kostumdu. Partide 12 kisiydik ama partiden once 5 kisilik bir grup (soldan saga Fredrik, Ufuk, Alkim, ben, Einar) olarak trick or treat gelenegini de gerceklestirdik. Neredeyse her gittigimiz evde hepimizin muthis gorundugu, ama seker toplamak icin biraz buyuk oldugumuz gibi sakayla karisik soylemler aldik, Norvecce pratigini de yapmis olduk. Gece sonunda besimizin de seker kovalari dolup tasiyordu. Halloween sekerlerimi ertesi gunlerde sinif arkadaslarimla paylasmama ragmen hala bir suru sekerim var.
- #6/7/8-11-15 Get Focused isimli bir festivale gittim. Get Focused Norvecteki en bilindik Hristiyan festivallerinden, sirf bu konser icin Bergen'den Trondheim'dan kalkip gelen var. Frik'i daha onceden hatirliyorsaniz, onun buyuk versiyonuydu diyebilirim. Kocaman bir spor salonunda, kocaman bir sahnede, Hillsong isimli bir grubun uc gun boyu konserleri, voleybol turnuvalari, oyunlar, aktiviteler ile cok keyifli bir konserdi. Frik'e sadece arkadaslarimla beraber olup muthis sarkilari dinlemek icin bir kac kez ust uste gittigim icin, konserlerdeki sarkilara hep asinaydim. Get Focused'un amaci hem eglenip hem de farkindalik yaratmak. Bu sene kolelik ve kole ticaretinin yaninda cinsel istismar ve kiz cocuklarinin egitimi icin 2000 kusur kisiden 430.000 kron toplandi. Bu linkten Get Focused2015 Spotify muzik listesine gidebilirsiniz.
- #11-11-15 Internasjonal Middag, AFS Norvec'in Asker-Bærum Lokal Ofisinin organize ettigi, tum AFSlilerin, returnee'lerin, host aile ve kardeslerin davetli oldugu, uluslararasi bir yemekti. Herkes kendi ulkesine ozgu bir yemek getirdi. Tabii ki herkesin yemege gelebilmesi imkansizdi, o yuzden yaklasik 15 exchange ogrenci ve 10 kadar returnee ile birlikte, host aileleri de eklersek baya kalabalik bir yemekti. Ben tatli olarak sekerpare yaptim. Yemeksever bir insan olarak, sadece arabayla 1 saatlik yol gidip cesit cesit ulkeden cesit cesit yemegin tadina bakabilmek cok luks birsey bence... Ayrica, tekrardan uzun sure goremedigim arkadaslarimi gordum. Birbirimizi ne zaman gorsek herhangi bir AFS organizasyonunda oldugumuzu ve artik kendi basimiza birseyler ayarlayip gorusmemiz gerektigini farkettik. Yemekten sonra eve donerken arabada Katie ve Katie'nin host annesiyle sohbet ediyorduk. Host annesi bana SA-uka'da ne yapacagimi sordu. SA-uka, sosyal aktivite haftasi, exchange yilindaki AFS ogrencisinin 1 hafta boyunca okula gitmek yerine kendine bir is bulup, Norvec insanini ve gunluk hayatini baska bir yonden deneyimlemek icin calisacagi hafta. Ben de cocuk yuvasinda calismayi cok istedigimi ama henuz is basvurusunda bulunmadigimi soyledim. Meger Katie'nin host annesinin kendi cocuk yuvasi varmis. Benim icin cok buyuk bir sans oldu, sanirim hic ugrasmama gerek kalmadan is buldum. SA-uka yaklastiginda irtibata gecmek icin numaralarimizi aldik. Hadi bakalim..
- #19-11-15 Ilk kar geldi. Guneyde ve deniz kiyisinda yasadigim icin, herkes Noel'den once kar beklemediklerini soyluyorlardi. Ama son zamanlarda hava sicakligi ciddi oranda dusmustu. Sabah uyandigimda lapa lapa yagiyordu ve her yer bembeyazdi! Bu kadar erken kar gormeyi ben de beklemiyordum acikcasi, ve sadece bir kac saatte Samsun'a 1 yilda toplam yagan kar kadar yagmasi sasirticiydi. Burada kar bile farkli sanki. Ben cok kucukken gittigimiz ama sonradan biraktigimiz kayak tatillerini pek hatirlamadigimdan, kendimi bildim bileli uyandigim her kis sabahi pencereye kosar, az birsey yagsa bile mutlu olurdum. Samsun'da gordugum kar ertesi gun eridigi veya buza donustugunden, kar tatillerinde mutlaka disari cikarim yururum yuvarlanirim oynarim eriyene kadar. Ama burada oyle olmadi ve kar 1 haftadir yumusacik, bembeyaz. Yururken sanki simliymis gibi paril paril parliyor. Eline aldigin zaman elinde dagiliyor ayni kum taneleri gibi... Norveclilere gore "hic" olan bu kar bile beni o kadar mutlu etti ki, kar varsa sogugu kabulleniyorum diye dusundum.
Peki, 100 gun icinde yaptiklarim haricinde, bende neler degisti ve gelisti?
Ogle arasindan sonraki 2 dersimin bos oldugu bir gun, okulda durmaya dayanamayip otobusle sehre gittim (kardan dolayi her yerin bembeyaz oldugu ve dondurucu soguklukta bir gundu). Alisveris merkezinde dolasiyor ve host aileme alacagim Noel hediyeleri icin fikir edinmeye calisiyordum. Sonra D&R tarzinda bir magazaya girdim. Kendime bir gunluk bulup ciktim.
Artik duzenli olarak gunluk tutuyorum yani. Ultra siradan bir okul gunu olsa dahi yaziyorum, boylece ileride acip okudugumda hic bir gunu unutmamis olacagim. Keske ilk gunlerde de bunu yapsaydim gibi bir pismanlik olustu tabii, ama ilk aylari da blogum telafi edecek artik.
Norvecce'ye gelirsek, her gecen gun daha cok konusuyorum, evde Ingilizce konusmayi biraktik. Her ne kadar gunluk hayatta bir cok insani sasirtacak derecede Norvecce kullansam da, hala okul icin yetersiz oldugunu dusunuyorum ve tabii ki bu kafama taktigim konulardan bir tanesi.
Annem evden kocaman, 17 kiloluk bir kargo yolladi. Ici, buraya getiremedigim kiyafetlerim, yiyecekler, kahve, lokum, Konya'dan topladigi hediyelikler, findik ve cayla doluydu. Bir de, en yakin arkadaslarimin bana dogum gunum/Turkiye'den ayrilisim icin hazirladiklari ama salak gibi evde unuttugum defter vardi. Aylar sonra, bu kutuyu ve defteri acip ozlemimin birazini ciddi anlamda giderebildim, evi hissedebildim. Artik alistim sanirim, eskisinden daha fazla veya daha az ozlem hissetmiyorum, hala ayni. Ama alistim.
Okula gidip gelmeye, hafta sonlarimi gezmeye ve partilere ayirmaya devam ediyorum. Hala evden uzak olan otobus duragina yurumek zorundayim. Ama benim duragimi tamir etmeyi yakinda bitirecekler ve sanirim yoldaki, yagmur yagdiginda icinde surekli su biriken ve arabalarin beni islatmasini saglayan cukurlari da duzelttiler. O yuzden artik soylenmiyorum sabah bir sonraki duraga yururken.
Gerci cok fazla yagmur da yagmiyor, fazla yagis alan bir bolge degil bati Norvecle karsilastirildiginda. Aksine, en cok gunes alan bolgesiymis. Artik okula giderken su birikintileriyle de oynayamiyorum, cunku iclerinde donmus su oluyor. Mini mini donmus goller boyle. Hepsini kiriyorum tabii ki. Hava da gec kararip gec aydinlanmaya basladi. Guneyde oldugum icin daha da bir sevinmeye basladim. Kutup isiklarini buradan goremiyor olsam da, en azindan kuzey bolgesinden daha cok isik aliyorum ve bu da depresif hissetmemek icin ayri bir sebep.
Sanirim bir yazinin daha sonuna geldim, haftalar sonunda paylastigim ilk yazi olacak.
Yorum ve sorularinizi bekliyorum! Buradan sormak istemiyorsaniz, facebook'ta inanilmaz derecede aktifim.
Gorusmek uzere ^.^



