Açık söylemek gerekirse 24ünde sabah uyandığımda, beklediğimin aksine, içimde en ufak bir kıpırtı yoktu. Erken uyanmamız gerekiyordu ve sabah 8'deki alarmı duyduğumda yataktan fırlayıp üst kata koşacağımı falan hayal etmiştim ama onun yerine alarmı yarım saat erteledim ve uyumaya devam ettim... Sonunda uyanıp hazırlandığımda, kapımın dış koluna asılmış, içi çikolata dolu çorabı gördüm. Noel babanın getirdiği çikolatalar birden içimde minik Noel ruhu parçacıkları oluşturmaya başlasa da, bu pek uzun sürmedi. Yukarı çıktım ve kahvaltı masasını gördüm. Sonra bana gülümseyerek gelen host annemi gördüm, God Jul diyerek sarıldıktan sonra, işte o andan sonra içimde gün boyu giderek artan bir mutluluk oluşuverdi.Herkes teker teker üst katta toplandı. Uyanır uyanmaz hediyeleri açacağız sanıyordum, meğer o en son yapacağımız işmiş. Kahvaltı masasında gün boyu neler yapacağımızı konuştuk, hediyeleri açmak günün sonunda olsa da, yine heyecanım artmaya devam ediyordu. Güzel bir kahvaltıdan sonra, çocukların o günkü görevinin sadece TV izleyip rahatlamak olduğunu ve bütün ev işlerini ebeveynlerin yapacağını öğrendim. Biz de kardeşlerimle her sene yayınlanan Noel filmlerini izledik.
Akşam yemeğinde ribbe yedik, evet tekrar. Neyse ki ribbenin tadı güzel. Sanki evdeki çocukların sabrını ölçüyorlarmış gibi, yavaşça yedik yemeği. Ardından, ilk afs kampında kaldığımız otelden beri yemediğim ev yapımı karamelli ve çikolatalı pudingten yedik. Hediyelere geçmeden önce host annem kahveyi falan da içmek istedi, ama artık yeter dedik. Üçüncü kez ağacın etrafında dönerek şarkı söyledik ve bu olayı halen anlamıyorum, ağaç mı kutsal yoksa ağacın tepesindeki yıldız mı, yoksa bu sadece gelenek görenek mi?Sonunda sıra geldi hediyelere. Herkes aynı anda hediyelere atlamadı. Salona geçtik, herkes oturdu. Sonra host babam sırayla hediyeleri ağacın altından almaya ve üzerindeki etiketi 'şu kişiden bu kişiye' şeklinde okumaya başladı. Herkes teker teker ve sırayla hediyelerini aldı, her hediyenin açılışını ve ilk tepkileri izledik. Dolayısıyla hediye olayı baya uzun sürdü. Uzun sürmesi çok da güzel oldu, herkes cümbür cemaat hediyelere girişse belki de bu kadar tatmin ve mutlu edici olmayacaktı.
Ağacın altındaki hediyeleri açmak iki saatten fazla sürdü. Her bir hediye beni o kadar çok mutlu etti ki.. Ailemden ve bazı arkadaşlarımdan aldığım hediyeler haricinde Lea'dan gelen ve beni çok çok çok özel hissettiren bir hediye vardı. Hediyeyi bana ilk verdiğinde baya duygulanmıştım ama açınca daha da şok oldum. Zaten çerçeve gibi bir şey olduğunu tahmin etmiştim, lakin içinden çerçeve içinde iki fotoğrafımız ve çok da güzel bir not çıktı. El yapımı hediyelere bayılan bir insan olarak, Norveçli bir arkadaşımdan bu hediyeyi almak çok güzeldi. Beni özel hissettiren diğer bir hediye de Katie'den gelen küçük bir defterdi. Defterin her sayfasının şu 4,5 ayda yaşadığımız anılarla dolu olması da ayrı bir güzeldi.
Hiç bir aile üyesi tarafından unutulmayıp, Noel akşamında bizimle olmayan kişilerden de (hala, amca, anneanne ve dede gibi) hediye almak beni çok sevindirdi. Özellikle babaannenin kendi memleketine özel bir çiçek figürlü broş hediye etmesi çok hoşuma gitti. Çekirdek aile haricinde en en en sevdiğim host akrabam kesinlikle babaanne.
Bir yığın da 'Norveçli itemi' olarak adlandırdığım hediye aldım, pembe termos, hikinglerin vazgeçilmezi yün çorap ve pembe yün bluz, spor tayt ve üst...
Sonraki günler evde, şömine karşısında yemeklerle, bol bol televizyon izleyip rahatlamakla geçti diyebilirim. Ama neredeyse her akşam, ya misafir geldi ya da misafirliğe gittik. Muhtemelen bu sene içerisinde bir daha göremeyeceğim, çok iyi insanlarla tanıştım. Aynı zamanda hayatımda yemediğim kadar kuzu eti yedim. Sadece bir akşam, 19 ve 14 yaşında iki oğulları olan bir aileye yemeğe gittik ve hayatımda yediğim en güzel hindiyi yedim.
Pazar günü babaanne evine döndü, muhtemelen şubat ayındaki 80. doğum günü partisine kadar görüşemeyeceğiz. Host babam ve ortanca kardeşim babaanneyi evine bırakırken, annem ve küçük kardeşimle evde tv karşısında yatıp aburcubur yedik. Kon-Tiki isimli, Oslo turumuzda müzesini de gezdiğim çok güzel bir film izledik ama bunu daha sonraki yazımda anlatacağım.
Pazartesi günü anneanne ve dedeyi ziyarete gittik, benden başka kişiler de kuzu etinden bıkmış olmalı ki uzuuuuun bir süredir evde de yemediğimiz Norveç somonu yedik. Aile büyükleriyle güzel bir akşam geçirdik.
Not: Biliyorum bu yazımı Noel'den 1 hafta sonra yazdım, çünkü yanlışlıkla yazımı sildim ve sonra tekrardan yazasım gelmedi.
![]() |
| yes, my mood. |

No comments:
Post a Comment