Cumartesi Fredrikstad'da aile üyeleriyle güzel bir gün ve akşam geçirdikten sonra, pazar günü daha çok evde dinlenmekle geçti. Tabii ki geç uyandık, ilk kez masada yemeden önce uzun uzun bir şarkı söyledik ve dolu dolu bir pazar kahvaltısı yaptık. Daha önceden bahsetmeyi unuttuğum bir şey var, "advent". Bir tepsi üzerinde 4'lü şamdan var, hepsinin içinde mor uzun mumlar var. Her bir mum "Noel'den önceki pazar günleri"ni temsil ediyor, Hristiyanlıkta pazar kutsal gün sayılıyor çünkü. Geçen hafta pazar Noel'den önceki son pazardı, dolayısıyla önemliydi. Masada şarkı söylememiz de bu yüzdendi.
![]() |
| Constanza-BRA, Chiara-ITA, ben, Katie-USA, Tijana-SER, AFSli olmayan Greta-GER, Xavier-SPA(Katalonya) ve Ufuk |
Yemek yedikten sonra herkes slayt gösterileriyle kendi ülkelerindeki Noel geleneklerini anlattı, ki bu, herkesin Noel hakkında konuşacağını ilk öğrendiğimde benim için biraz üzücüydü. Sonradan düşündüm de aslında Türkiye'de bazı Noel geleneklerini "yeni yıl" adı altında yapıyorduk, hatta kırmızı don hediye etmek gibi bazı adetler çok daha eğlenceliydi. Ben de Türkiye'de Noel olmadığından ama yeni yılın bazı evler için çok önemli olmadığından bahseden bir slayt hazırladım. Ailemizle yediğimiz harika akşam yemeği, bütün gece tombala oynama ve kırmızı iç çamaşırı adeti, evdeki büyük "yeni yıl ağacı"ndan, caddelerin ışıklandırmaları ve avm'lerdeki Noel babalardan, büyüklerin küçüklere hediye almasından, kapıda nar patlatmak ve "yeni yıla nasıl girersen öyle geçer" gibi değişik inanışlardan bahsettik. Video sonunda bu videoyu gösterdik. Belki de yüz kez seyretmeme rağmen her zaman olduğu gibi tüylerim diken diken oldu. Herkes videoyu nefessiz izledi ve ben istemsiz olarak Mustafa Kemal'in "Ne mutlu Türk'üm diyene" dediği ses kaydından sonra ağlamaya başladım.
Pazartesi günü akşam yemeğinde misafir geldi, bir diğer Noel yemeği olan pinnekjött yedik. Ribbe'yi kötü görünmesine rağmen çok beğendiğimden, pinnekjött'ü de lezzetli beklemiştim. Ama gerçekten, gerçekten beğenmedim. İki de kuzunun kaburgalarından yapılıyor ama ribbe baharatlı ve fırınlanmış, yani lezzetli. Pinnekjöttü haşlayarak yapıyolar ve kesinlikle etle arası olmayan biri (bu ben oluyorum) bunu yiyemez. Bir de misafirler olduğu için ve ayıp olmasın diye beğenmediğimi belli etmemeye çalıştım ve bu inanılmaz derecede zordu. Şu zamana kadar yiyemediğim ilk ve tek yemekti.Salı günü "Bittelillejuleaften" (küçük küçük Noel arifesi) idi ve Lea ve Ingvill'le şehirde buluşup bir kafeye gittik. Sonrasında Frik'te tanıştığım bazı arkadaşlarımız da bize katıldı. Çok çok keyifli bir gündü, akşam beni host annem aldı ve şehirde bazı mağazalara bakıp eve geçtik. Akşam yemeğinde başka bir eve davetliydik. 15 yaşında bir kızları ve 17 yaşında bir oğulları olan, çok iyi bir ailelerdi. Ve cidden misafirperverlerdi. Önce ribbe yedik, üstüne kahvemizi içtik, üstüne tatlımızı yedik, üstüne meyve yedik, üstüne bir de çay içtik. Türklerin misafir geldiğinde "daha karpuz kesecektik, daha çay demleyecektik" diyip misafirleri salmayışları aklıma geldi. Saatlerce süren sohbet muhabbet, yiyip içme ve oyunlardan sonra eve 1'e doğru geldik ve misafirliğe gitmeden önce evde diktiğimiz Noel ağacını süslemeye başladık. Gece 2ye doğru ağaç hazırdı.
Dün yani çarşamba, "lillejuleaften"dı yani küçük Noel arifesi. Sabah kalkar kalkmaz hediyeleri ağacın altına yerleştirdik. Öğleden sonra farmor geldi. Günüm televizyonda Disney'in Noel temalı filmlerini izlemekle geçti, çünkü kardeşlerim FIFA oynuyordu ve yapacak pek de birşeyim yoktu. Akşam yemeğinden sonra bir arkadaşım mesaj atıp adresimi sordu ve hediye vermeye geleceğini söyledi. Günün en güzel anıydı sanırım, hediye vermek için 9da çıkıp gelmesi.
Aslında bugünden bahsetmek için bilgisayarımı açmıştım, ama gün daha bitmedi ve en önemli gün bugün yani Noel arifesi, o yüzden Noel arifesini ayriyeten sonra anlatacağım.
Noel'in en güzel zamanlar olacağını biliyordum, ama bu kadar güzel olacağını ben de beklememiştim :')

Ülkenin ve Atatürk'ün seni duygulandırması bana gurur verdi.
ReplyDeleteVideo biraz oryantal mi olmuş abi?