Thursday, September 17, 2015

Yağmur ve Sandviç

Dun eve 1,5 saatlik sosyoloji dersinden cikip geldim, yazmak icin gerekli enerjiye sahip degildim. Su anda sinifim Norvecce dersinden test oluyor, sinif ogretmenim benim Norvecceden not almama gerek olmadigini soyledi.
Okul gunlerim kismen ayni, tek fark dun oglen yemeginde digerlerine katilmamdi. Cunku Lea'ya onlara katilacagima dair soz vermistim. Tekrar denedim ama olmadi gibi. Ne yapacagimi cidden bilemiyorum. Sinifimin bir parcasi olmayi gercekten cok istiyorum, gercekten deniyorum ama hayal kirikliklarindan da yildim. Her gun yanlarina gidip tek kelime konusamamaktan cok bunaldim. Cunku zaten Norvecceyi takinti halinde onemsiyorum ve cok calisiyorum. Birsey okurken veya yazarken anlasmak cok kolay -Almanya'daki host kardesimle, host annemle veya arkadaslarimla mesajlasirken hep Norvec'ce konusuyoruz- ama konusmak, anlamak cok zor. Insanlara surekli yavaslamalarini hatirlatmak zorunda kaliyorum. Bu da gercekten biraz utandirici ama surekli sormaktan ve yardim istemekten baska elimden gelen birsey yok. 
Bir yandan herkes cok iyi gittigimi, ozellikle ceviri yapmakta cok iyi oldugumu soyluyor. Cesur oldugumu ve imkansizi basardigimi soyleyen de var. Nedense kendimi basarili goremeyen tek insan benim. 
Tønsberg ve Nøtterøy, 5 gundur yagmurlu. Neredeyse hic durmadan yagiyor. Yagmur ve kasvetli hava yuzunden cok depresif hissediyorum. Ustelik  artik sabahlari uyandigimda ve kahvalti yapip hazirlanirken de hava karanlik. Otobus beklerken daha yeni aydinlanmaya baslamisti. Hava aslinda soguk degil, sadece sabahlari uyandigimda cok soguk oluyor, hatta oyle soguk oluyor ki saat 6'da uyaniyorum ama yataktan 15 dakika icinde kendimi alistira alistira cikmaya calisiyorum. Kalkmak 15-20 dakika aliyor yani, bu yuzden iki gundur otobusu kaciriyorum, ve tahmin edin ne oluyor?
Diger otobus icin durakta 5-10 dakika arasi beklemek zorunda kaliyorum.
Bir yandan isinip bir yandan da kendimi arabalarin sicrattigi sudan korumaya calisirken adeta yasam mucadelesi veriyorum. Bir de zaten yorgunum, uykuluyum, misir gevreginden baska birsey yiyememisim falan.. Sabahlar zor yani, sabah insani degilim ben, uyumam lazim benim.
Otobusleri seviyorum ama, icerisi ilik, genellikle ayni insanlari goruyorum, cogu benim okulumda veya spor lisesinde, herkes her sabah ayni yere oturuyor ayni otobuste, bir durak sonra yaninda ayakta durdugum koltukta oturan cocuk iniyor, ben geciyorum onun yerine, bu her sabah boyle.
Yine once dolabima gidip kitaplarimi aldim, ders programina baktim, sinifa gidip birileriyle lafladim (ilgincti). Oglen yemegine kadar klasik bir gundu.
Oglen yemeginde bir hata yapip digerlerine katildim, sandvicimi bitirdikten sonra (hazir aklima gelmisken, az sonra sandvic hakkinda da bir yorum yapacagim) sandvici sardigim adini bilmedigim strec seyi cope atarken Lea bana iyi olup olmadigimi sordu ve tabi ki yalan soyledim cunku bu gucsuz goruntumden hoslanmiyorum. Kendi sirama donup matematik dersi icin esyalarimi hazirlayip cantami toplamaya basladim ama Lea yalanimi anlamis olmali ki yanima geldi. Hemen gozlerim doldu, nedenini anlamadim. Su siralar ilgi ve sefkat gorunce duygulaniyorum belki de mutluluktan agliyorum. O da halime uzuluyor belli. Biraz konustuk, sesindeki yumusaklik ve ilgi cidden harika geldi. Sonra matematik sinifimiza gittik.
Ve tabiki, matematik dersi harikaydi. Burada moralimi yukseltmek istiyorsam matematik dersine girmek yetiyor galiba. Keske bu kadar kolay etkilenen, yukselen ve alcalan bir yapim olmasaydi.
Matematikten sonra sosyoloji dersine gitmek uzucu oldu tabii. Tam duzeltiyorum yine bozuyorlar arkadas.
Sosyoloji kitabimizda cuma gunune odev olarak cevaplamamiz gereken 35 adet soru var. Neyse ki canim ogretmenim benim icin sadece 25'in yeterli olacagini dusundu... Bir an dalga geciyor sandim ama cidden 25 tane soruyu cevaplamaya basladim.
Eve giderken markete ugrayip kendime oje, sac kremi ve bir kac bakim urunu aldim. Kocamaaaan bir paket Norvec'in unlu cikolatasindan da almayi ihmal etmedim.
Sonra eve gittim, biraz odev yapmaya calistim ama basima agrilar girmeye baslayinca sadece koltukta oturup televizyona bakma karari aldim. Bir yandan da host annemin firindan yeni cikardigi muthis Brownie'yi yedim.
Saat 10a dogru diger exchange ogrencilerle olan grupta konusmaya basladik. Tekrar bulusmak istiyorlardi, ne yapsak diye dusunurken aniden biri cikip "sleepover" dedi. Uzun suren (cidden cok uzun, 1,5 saat kadar) planlama asamalarindan sonra kimin evinde ve ne zaman olacagina karar verildi. Gercekten cok zor yapildi bu plan, 7 kisilik bir grup olunca herkese uyan bir mekan ve zaman bulmak hayli zor tabii. Ertesi sabah host ailelerimizle izin almak icin konusacagimizi soyleyip iyi geceler dedik. Konusmayi birakip uyumaya gitmemiz gerekiyordu, ama pijama partisi dusuncesi hepimizi cok heyecanlandirdigi icin grup bir turlu susmak bilmedi.
12'ye dogru uyuyabilmeyi basardim.

Not: Az kalsin sandvic hakkinda yorum yapmayi unutuyordum... Gunde 2 ogun sandvicle besleniyoruz. Kahvalti denen birsey yok resmen. Turkiye hakkinda en cok ozledigim sey kahvalti. Dogru durust kahvalti yapmayi arkadaslarimdan ailemden daha cok ozledim... Matpakke diye goturdugumuz oglen yemegi aslinda sadece salamli peynirli sandvic. Nadiren ilginc seyler de goturebiliyoruz, ev yapimi kek gibi. Sabah sandvicimi yiyip, oglen yemegi icin sandvicimi hazirlayip okula gittikten sonra, okulda sandvicimi yiyip eve geliyorum. Icim disim sandvic oldu, sandvic kelimesini bile duymak istemiyorum artik. Buldugum o Turk marketinden gerekli malzemeleri bulup bir pazar gunu aileme kahvalti hazirlamak planlarim arasinda.

3 comments:

  1. Ecos bir dili en iyi sekilde cevrende hatalarini duzelten kisiler varken ogrenirsin sakin cekinme, oyle hata yaparim falan diye, mantikli sekilde yardir gitsin. Goreceksin insanlar hatalarini duzelttikce daha az hata yapiyor olacaksin. Bi de zaten Norvecce ogrenen bi Turk olarak sevimli geliyosundur onlara. No worries :) Bu arada oyle Turkish food ozleniyor be kardesim yaa ama ilk iki ay ozluyosun sonra alisiyosun son zamanlarda tekrar ozluyosun. Hadi si yü mcx. Elif.

    ReplyDelete