Gunlerdir cok yogunum, ama yorucu bir yogunluk degil bu.
Gecen hafta persembe gunu, katildigim koro ile beraber kilisede bir konserimiz oldu.
Burada kiliseye bagli bir koroda sarki soyledigimi yazmistim. Ayrica sinif arkadasim Hanna ve host kardesim William da ayni koroda. Greveskogen'in muzik dalinda okuyan bir cok kisi de bu koroya katiliyor.
Nøtterøy'de neredeyse 100 yillik, filmlerden firlamis gibi bir kilisede konser verdik. Bahcesinde bir cok mezar bulunan, iceri girdigimizde yaklasik 30 tane beyaz bankin bizi karsiladigi, karsida kursu ve chancel (kilisede rahip ve koronun bulundugu yer, Turkce karsiligi yok), insanlarin evlilik yemini ederken diz coktukleri kucuk tabure, en arkada da muazzam bir Isa tablosu, tablonun iki yaninda cok guzel heykeller, hac sembolleri, ust katinda devasa bir kilise orgu... "Kappe" denilen, kizlarin kirmizi erkeklerin siyah rengini giydigi upuzun elbiselerimizi giydikten sonra konser saatini ve dinleyicileri beklemeye basladik. "Nave" (kilise ortasi, banklarin bulundugu yer) dolduktan sonra ust kattan teker teker inip yerlerimize gectik. Piyanoyu host annem caliyordu zaten. Tamami din, Tanri, Isa, ve hayatla alakali olan Norvecce, Ingilizce, Latince ve Almanca bir suru sarki soyledikten sonra konserimiz bitti. Bu korodan gercekten cok keyif aliyorum. Her gecen gun tanistigim ve konustugum kisiler de artiyor boyle ortamlara girdikce.
Persembe gunu ile ilgili tek bir pismanligim var, kilisede fotograf cekemedim dolayisiyla buraya internette buldugum bir kac fotograf eklemek zorundayim gostermek icin. Telefonumu cikarmayi gectim, kendi ellerimi ceplerimden cikarmaya cesaret edemeyecegim kadar yagmur yagiyordu o gun.
Google'dan buldugum eski bir fotograf.
Ust kisimda devasa hoparlorleriyle eski bir piyano var.
Ertesi gun yani 18 Eylul Cuma, benim host ailemin bagli bulundugu kiliseye gittik. Bu sefer yeni bir kilise ama. 2 haftada bir cuma gunleri kilisede bulusuyorlar, yakin cevrede oturan bir suru yasli, yetiskin, genc ve cocuklar orada bulunuyor. Once hep beraber aksam yemegi yeniyor, yemekten sonra kahve ve kek ikram ediliyor. Hep beraber sarkilar soyleniyor, host annem yine piyanoyu caliyor, daha sonra koskocaman bir cember yapiliyor. Yakin zamanlarda icimizden birinin dogum gunuyse o kisi ortaya aliniyor, mutlu yillar sarkisi soyleniyor. Dogum gunu kutlamasi bittikten sonra el ele tutusuluyor, herkes birbiri icin dua ediyor. Yetiskinler, gencler ve cocuklar olarak 3 gruba ayriliyor daha sonra... Her grup bir odaya geciyor ve kilisede calisan bir kac kisi odalarda bu gruplarla sohbet ediyor. Sonrasinda tekrar buyuk "nave"de bulusuluyor, yetiskinler arasinda para toplaniyor, butun paranin ufak bir kismi kilisede yedigimiz yemeklere giderken geri kalani hayir kurumuna yollaniyor.Bu bulusmalarda her zaman tanidigim kisiler oluyor, aile dostlarinin cocuklari, Fredrik'in benle tanistirdigi bir kac arkadasi... O aksam arkadasim Martine beni kilisedeki bulusmadan sonra baska bir yere davet etti. Kiliseden ciktiktan sonra 5 kiz "Frik" isimli bir yere gittik. Frik, sadece gencler icin bir klup gibi. Martine bana oyle tarif etti yani. O gece klupte Amerika'dan gelen biri talkshow yapacakmis, benim de kesinlikle onlara katilmam gerekiyormus bu yuzden, adam Ingilizce konusacagindan benim icin kolay olurmus cunku. Uyeleri sadece genclerden olusuyor. Girdigimizde icerisi spotlar haricinde karanlikti, sahnede de bir grup vardi. Alt kat cok kalabalikti ve herkes dans ediyordu. Sadece ellerini havaya kaldirip oylece duranlar da vardi, ben de onlari sovun bir parcasi sanmistim, aslinda oyle degilmis.
Donen bir merdivenle ust kata gectik biz, alt kat cok doluydu, ustten de sahneyi goruyorsunuz ama. Oturacak bir yer bulduktan sonra konseri dinlemeye basladik. Sarkilar Norvecce, arka planda da sarki sozleri var. Ama Norveccem sozleri algilamama yetti neyse ki. Dinlemeye baslayinca anlaim ki rock band gibi gorunen bu insanlar aslinda Tanri askiyla alakali bir sarki soyluyor, etraftaki insanlar da Tanri'yla daha yakin olmak icin ellerini havada tutuyor, sarkilara eslik ediyor veya dans ediyor. Ama muzik o kadar guzel ki, Youtube'da falan bulabilsem indirir dinlerim, size de tavsiye ederim... Sarkilar sirasinda icimde bir cok duygu olusmaya basladi, ama oralara en son gelecegim.
Daha sonra sahneye gelen Amerikali adam din ve hayat hakkinda konusmaya basladi. Aslinda her insanin ne kadar mukemmel oldugundan bahsetti; esimiz benzerimiz yok cunku. Bunaltici sikici bir konusma degildi ama bu, arada espriler patlatiyor, yanindaki cevirmene satasiyor falan. Zaten onyargili bir insan onu gorse "Bu mu dinle alakali konusacak?" falan da diyebilir. Azicik kendini begenmis, sifir mimikle bana o konusmasiyla ve esprilerle kahkahalar attiran ama bir cok sey ogreten, nadir bulunur bir kisilikti bence.
Adamin konusmasinin sonlarinda (keske ismini bilseydim), insanlar sessizlige burundu, herkes birbirine sarilip sessizce sarildigi kisiye dua ediyordu. Kimse konusmuyor, sadece sariliyor ve gozle gorulur bir Tanri askiyla agliyordu.
Ve o an ben de aglamaya basladim.
Ben kimse icin dua etmiyordum veya kimse bana dua etmiyordu o an, zaten cok dindar oldugum da soylenemez. Sadece insanlari izliyordum, ve birden gozyaslarim akmaya basladi.
Nedenini cozemiyorum, bir cok dusunce aklimdan geciyordu o an. Ve icimde, kalbimde bir bosluk hissettim. Belki de mutluluktan agliyordum, belki icimdeki bosluktan. Oncelikle sunu soylemem gerekiyor, kendi dinini sevebilen insanlar gorebilmek, o aski bu denli icten yasayan birilerinin oldugunu bilmek beni cok mutlu etti. Ben kendi dinimi bir turlu sevemedigim ve burada dinimi sorduklarinda 'I am not a religious person.' diyip gecistirdigim icin, bu insanlar da bana garip geldi tabii.
Aglamamin bir diger nedeni de, bizim 'gavur' diye adlandirdigimiz bu insanlarin, benim Musluman veya dinsiz olup olmadigimi sorgulamadan, her seferinde beni kendi cemberlerine katip onlarla sarki soylememe izin vermeleriydi mesela. Birbirlerini ve dinlerini bu denli sevebilmeleriydi. Incil'i kendi dillerinde okuyup, sarkilari da Norvecce yazabilmeleriydi. Dinlerini anlamalariydi. Ote yandan dinle alakali espri de yapabiliyor olmalariydi. Cocuklara dini sevdirerek, kucuk capli tiyatrolarla ve sarkilarla, bir gram korkutmadan ogretmeleriydi. Rock tarzinda ama dini bir sarki yazabilmeleriydi, dinlerini hem gunumuze uyarlayip bir yandan eski gelenekleri de surdurebilmeleriydi. Iste bunlar o an aglarken dusundugum seylerdi. Iste bunlar benim daha once hic gormedigim seylerdi..
Ulkemin ve daha bir cok Musluman ulkenin insani, anlamini bilmedigi ama aslinda kadinlarin adet donemi hakkinda, Arapca bir ayete aglarken, cocuklara korku salip, her turlu yenilikten uzakken, dini gunumuze uygun yasayabilmeyi reddederken, kendinden baska her irki ve dini kucuk gorurken, camiyi ziyaret eden turistin basini ortmesini bekleyip, ortmeyeni linc ederken, diger dinlere mensuplari gavur ilan ederken, ben bu insanlarin beni iclerine alip sarmasina agladim. Cemberlerine katmasina agladim. Tanri askiyla sarkilar soyleyip dans edip eglenen bunca insanin icinde, bombos bir kalple durmama agladim.
Bu konuyu tam aciklayamiyorum, gercekten aklimdan cok sey gecti o an, konu da cok dagilmis olabilir ama yapacak bir sey yok.
Duygu dolu bir sekilde salondan cikip oturma ve kafetarya bolumunde arkadaslarimla beklemeye basladik, ayrica sinif arkadaslarim Lea ve Ingvill de Frik'teydi, onlara daha sik katilmam icin beni davet ettiler, her cuma toplaniliyormus. Diger arkadaslarim Martine, Solveig ve Elisabeth de yakin zamanda yapmayi dusundukleri bir Bowling gecesine katilip katilamayacagimi sordular. Sanirim arkadaslarim yonunden hersey iyi gidiyor. Biraz orada oturduktan sonra host babam beni almaya geldi ve eve gittik. Geldigimde yazamayacak kadar yorgundum yine ama guzel bir yorgunluktu bu.
"Sen benim gorusumu actin,
Sen bana yeni bir yasam verdin,
Seni seviyorum, seni seviyorum,
Icimde yasiyorsun,
Ben sana aidim,
Seni seviyorum, seni seviyorum."
Bugun okul her zamankinden daha guzeldi, bugunku derslerin neredeyse hepsinde grup calismasi yapmamiz gerekti ve bu da neredeyse herkesle sohbet edebilmemi sagladi. Ogle yemeginde de sandvicimi ( :( ) kizlarla yedim ve gercek anlamda sohbet edebildik, hatta ilk dedikodumuzu bile yaptik. Sanirim ufacik bir yalnizlik cekmedigim ilk gundu.
Cikis zili caldiginda USA'dan baska bir exchange arkadasim Anna'yi gordum, evlerimiz cok yakin oldugu icin ona katildim. Sohbet ede ede Tønsberg'e kadar geldik. Otobus istasyonundayken bana, aslinda bugun okuldan eve yurumeyi planladigini ama ben yanina gelince yurumek istemeyecegimi dusunup vazgectigini soyledi. Ben de Tønsberg'den eve kadar yurumeyi teklif ettim ve apar topar (cidden cok hizli bir sekilde) otobusten indik ve yurumeye basladik. Sehrin o kisimlarindan hic yuruyerek gecmemistim, sayamadigim kadar park, paten sahasi ve bir kopru gectikten sonra eve vardim. Sonrasinda aksam yemegi yedik.
Not 1: Imagine Dragons artik hayal degil, biletler alindi, 20 Ekimde Dario ve Katie ile Oslo'dayiz!
Not 2: Yarin da kucuk capli bir bulusma olacak exchange'lerle. Cidden benim en yakin arkadaslarim oldular. Exchange yilimiz bittiginde ve herkes evlerine dondugunde kac tanesiyle tekrardan gorusebilirim, merak konusu.
Not 3: Frik ile ilgili bilgi icin www.frik.com
Not 4: Videonun ve fotograflarin dusuk kalitesinden dolayi moralim bozuldu, https://www.youtube.com/watch?v=wwA9xPKHOeo soylenen sarkilardan bir tanesi.







Frik.com norveçce, google da çeviremiyor :(
ReplyDelete"Resimleri biraz anlatsan" diyoruz.
"Frik, 130 gencten olusan ve Tønsberg Kilisesi'nne ve Sehir kilisesine bagli bir gruptur. Bulustugumuz mekanda guzel bir atmosfer olusturmaya calisiriz. Her cuma 130 genc toplaniriz, etkinlikler 19.30da baslar, 18.30da dua toplantisi vardir. Bol keyifli ve guzel konusmalarla dolu bir bulusma yapmak isteriz. Amacimiz Tanri ve arkadaslarla bulusmaktir. Bulusmadan sonra "cafe time" vardir. Birlikte toplanti salonu disindaki kafede kahve iceriz ve tatli yeriz. Saat 23.00'a kadar cesitli oyunlar, etkinlikler, konserler devam eder"
DeleteBuyrunuz..
Ececim yazdıkların çok güzel. Bu denli berrak, içgörülü ve samimi şekilde yazıyor ve anlatıyor olman çok değerli ve eşine az rastlanır bir şey. Beğenerek okuyoruz. Elbette takipteyiz. Neslihan ablanın da selamı var. Sevgiler. Neslihan&Çağlayan
ReplyDelete