Ve tekrar merhaba!
Bugun yataktan cikip okula gidebildim. Her zamanki gibi 6'da kalktim, hazirlanma asamasi zordu. Biraz usengeclikten, biraz hastaliktan, biraz da bugun gorecegim derslerden...
Kalktim guzelce kahvalti yapmayi denedim. Sabahlari erkenden uyanip, kalkar kalkmaz kahvaltiya oturunca cok birsey yiyemiyorum ben, midem almiyor. Kizarmis ekmegi salatalik ve peynirle yemeyi deneyip pes ettikten sonra azicik misir gevregi yiyip ciktim evden.
Sabah hava yagmurluydu, ama soguk da degildi. Otobuse yurudum ve yine arabalarin beni islatmasina izin vermemeye calistim. Burada, su birikintisine ve kenarda yuruyen yayalara ragmen hizini kesmeyen arabalara rastlayacagim aklimin ucundan gecmezdi dogrusu. Sanirim yasam stili, teknoloji, sehir hayati gelistikce ve yayildikca insanlik gercekten unutuluyor, herkes surekli benmerkezci dusunmeye basliyor. Dunyanin neresinde olursak olalim (ki bunun Avrupa'nin en iyisinden yaziyorum) bu boyleymis.
Okuluma direkt olarak giden otobusu kacirmamayi basardiktan sonra, Tønsberg'teki buyuk otobus istasyonuna kadar ayakta gittim, Greveskogen'a gitmeyenler indikten sonra kendime hem bir arkadas hem de oturacak yer buldum.
Nøtterøy genclik korosundan arkadasim Helene, Norvec'te tanistigim en sicak insanlardan biri (ve aslinda onunla koroda degil, korodan bir kac gun sonra yine bir otobuste tanismistik). Aslinda her sabah 113 numarali otobuste karsilastigim ama Tønsberg'e ulastigimizda hep inen, beyaza yakin sari saclari ve mukemmel bir sese sahip cok tatli bir Norvecli. Ve bu sefer otobusten inmedi.
Onunla en son konustugumda okulunu degistirmek ve benimkine gecmek istedigini soylemisti, bu kadar hizli olmasini beklemiyordum ama kaydini Greveskogen'e aldirmis. Otobuste biraz okul ve benim exchange hayatim hakkinda konustuktan sonra okula geldik. Sinif arkadasim Hanna da bizimle ayni otobusteydi, ucumuz hafif yagmurun altinda okula yuruyup sohbet ettik. Daha sonra once Helene'nin okul kitaplarini almasina ve bir dolap bulmasina yardim ettik. Benimkinin 2 saginda bir dolap bulduk. Sonra onu ilk sinifina kadar goturdum. Norvecte, Norveclilerin gittigi Norvecce egitim veren bir okulda, Norvecli birine yardimci olmak gercekten garip geldi. Okulun ilk haftalarinda ben de aynen boyleydim cunku, sonradan dusununce okula gercekten alistigimi ve her yeri bildigimi farkettim.
Yeni sinifiyla ilk gunu oldugu icin heyecanlanan Helene'e cesaret verici birseyler soyledikten (ayni konusmalar host annem ve host kardesimle benim aramda da olmustu) ve benim ilk gunum hakkinda komik bir kac hikaye anlattiktan sonra birbirimize hoscakal dedik. Benim ilk iki dersim bostu, cunku Norvecceye odaklanmak istedigimden 2. bir dil dersi almiyorum, dolayisiyla haftada 4 saat bos vaktim oluyor. Kutuphaneye gidip cuma gunu izledigimiz film hakkinda yazdigim elestri yazisini Ingilizceden Norvecceye cevirmeye devam ettim. Bir sure sonra annemle konusmaya basladik. Benim de kafam yorulmaya basladigi icin ceviri yapmayi biraktim.
Ilk 2 bos dersimden sonra en cok anladigim, dolayisiyla en cok keyif aldigim derse yani matematik dersine gittim... Ingilizce ve matematik dersleri de olmasa kesinlikle okula katlanamiyorum, basarisizlik ve hic birsey bilmeme hissi beni delirtiyor cunku... En azindan matematikte ve Ingilizce'de surekli derse katilip sinifin bir parcasi olabiliyorum.
Matematikten sonra diger exchange'lerle haftada 2 kez aldigimiz baslangic seviye Norvecce sinifina gittim.
Oglen yemegi icin 'Matpakke' yani Turkiye'de 'beslenme cantasi' (boyle diyince cok komik oldu) getirmeyi unuttum ve gidip kantinde kendime salata yaptim. Kantinde acik bufe tarzi birsey var, sadece plastik bir tabak alip diledigini doldurabiliyorsun. Sonra sinifa cikip Caroline'yla yedim. Her zamanki gibi digerlerine katilasim gelmedi.
Yagmur gun icinde de surekli yagmaya devam etti, ama gorseniz yukaridan hortum tutuyorlar sanarsiniz.
Ogleden sonra, tam bir iskenceydi. 4 ders yani 3 saat boyunca sosyoloji dersimiz vardi. Su siralar secimler oldugu icin, surekli politikadan ve buradaki partilerden konusuyoruz. Daha dogrusu konusuyorlar. Benim pek bilgim olmadigi icin sadece dinliyorum. Benden Turkiye'de siyaseti anlatmami istediklerinde cok fazla bahsedemedim. Cunku Turkiye'deki okullarda siyasetten konusmak, herhangi bir tarafi savunmak, ogretmenler ve ogrenciler arasinda bahsi gecmesi yasak. Turkiye'deyken de cok haber izleyen, arastiran biri degildim, okulda da ogrenmeyince anlatacak birseyimin olmadigini farkettim.
Sosyoloji derslerinde arkadaslarimin ne hakkinda konusup tartistigini anlayabiliyorum ama soyledikleri cumlelere yetisemiyorum, bazen Norvecce kelime dagarcigim yetmiyor, bazen bilgim. Bugun ilk kez sosyolojide soyleyecek, tartismaya katilabilecek bir seyim vardi ama sosyoloji ogretmenim benden umudu kesmis olmali ki beni ve dusuncelerimi gormedi.
Herkesin konusmasini, tartismasini bitirmesini bekledigim son derece bos gecen ve yasam enerjimin tumunu alip goturen 3 saatten sonra sonunda o zil caldi, hayatimi kurtarmis gibi hissettim.
Caroline'yla otobus duragina gidip (belki de kosup?) gordugumuz ilk Tønsberg otobusune bindik. Otobus okulun ogrencileriyle dolu oldugu icin yan yana oturamadik, dolayisiyla bu kez de sessizce oturmak zorunda kaldim. Tønsberg'de indik ve otobus istasyonunda biraz lafladiktan sonra benim otobusum geldi, Caroline da evine dogru yurumeye basladi.
113 numarali otobuste bu sefer USA'dan gelen exchange arkadasim Katie ile karsilastim. Onunla da biraz laflayip Imagine Dragons'un Oslo'da verecegi konser hakkinda hayaller kurduktan sonra benim otobusten inme vaktim gelmisti.
Eve dogru yururken yagmur siddetini azaltmisti. Yagmur botlarima guvendim ve her su birikintisine atlayarak ve hic su almayarak eve vardim.
William ve Victor'la yemek yiyip odev yaptiktan sonra sinifimin benden esmer tek kizi olan Lea'yla konusmaya basladik. Ingilizce olan blog yazimdaki mesajin ulastigi tek sinif arkadasim oymus megerse. Ustelik ben o yaziyi paylasmadan oradaki duygularimi tahmin etmis ama emin olamamis, o post'tan sonra emin olup benle konusma karari almis. Butun konusmamizi buraya aktarmayacagim ama ozet olarak anladim ki sinifimda gercekten de benle yakin arkadas olmak ve yilimin guzel gecmesini isteyen, duyarli ve empati yetenegi olan bir kisi varmis.
Yazimin sonlarina geliyorum, duygusal olarak son derece inisli-cikisli bir gundu, bugun de yasamadigim duygu kalmadi. Istanbul Oryantasyon ve Norvec Gelis Kamplari'nda da bize cok kez bahsedilen o dalgalanan cizgi bugun bir kez daha gercek oldu.

Takipteyim.
ReplyDelete