Monday, September 14, 2015

İlk Ay

An itibariyle Norveç'teki yeni hayatımın ilk ayını doldurmuş bulunuyorum. Bir aydır buradaki düzene uyum sağlamaya ve bir parçası olmaya çalışıyorum. Herşey gerçekten aşırı hızlı gidiyor. Geldiğimden beri kafamı kaşımaya vakit bulamazken bir blog oluşturmam veya günlük tutmam da imkansızdı biraz. Herşey çok yeni. Zaman su gibi akarken, ben bulabildiğim her boşlukta dinleniyorum. Kafam yorgun biraz, yeni bir ev, yeni bir ülke, 10 ay sonunda anadilim gibi konuşmamın beklendiği yeni bir dil, öğrenilmesi gereken sokaklar, caddeler, tanımadığım bir sürü insanla dolu ve Türkiye'deki okulumla kıyasladığımda karmakarışık, her gün içinde kaybolduğum bir okul, yeni hobiler, kaynaşmaya çalıştığım ama azıcık anlaşmakta zorluk çektiğim yeni sınıf arkadaşlarım, hepsi birbirinden harika diğer exchange öğrenci arkadaşlarım, arkada bıraktığım herkes ve daha bir çok şey kafamın içinde dönüyor çünkü. Öğrenmeye çalışmak, adaptasyon, kendimi ifade edememe sürecim... Bazen her şeyin üstüme üstüme gelmesi, ağlamak istemek ama ağlayamamak... Ertesi gün hiç birşey olmamış gibi hissedebilmek, burada uyandığım her sabah bambaşka bir heyecan duymak... Liste böyle uzar gider.
İşte 1 ayımın ultra-mini özeti: Korktum, heyecanlandım, korkumu yendim, mutlu oldum, insanlarla tanıştım, okula gittim, gezdim, gördüm, öğrendim, nadiren ağladım, çokça güldüm.
14 Ağustos 2015, buradaki hayatımın başlangıç tarihi. Geçen ay bu saatlerde heyecandan uyuyamıyordum; saat 8'deki uçak için "uçağı kaçırma korkusuyla" uyumayıp 4.30da havaalanında olmak heyecana dahil mesela.
Ailemden ayrılışım, diğer AFSli arkadaşlarımla uçağa binişim. Uçağa dair çoğu şeyi hatırlayamıyorum, korku-heyecan-mutluluk karışımı duygularımdan olsa gerek. Sonradan aramıza mesafeler girecek olsa da en yakın Norveç AFSli arkadaşım Alya'la sohbet edip makyaj falan yapıyorduk 4 saat boyunca. (AFS dostluğu gerçekten harika ve sonsuz bir şey çünkü.)
Uçaktan inişimiz ve ülkeye giriş... O gişede pasaportumu kontrol eden kadını hiç unutmam mesela, ciddi ciddi beni ülkeye almayacak diye korkmuştum...
Ve sonrasında bir diğer oryantasyon kampı daha. Dünyanın her yerinden gelmiş, kısmen aynı kaderi paylaşan ve 3 gun sonra Norveçin her yerine dağılacak olan 150 genciz otelde. Ve ben bu 3 günü hiç birşeye değişmem. Norveç'te exchange öğrenci olmak için  seçilen 150 öğrencinin hepsi mi HA Rİ KA olur? (Latin Amerika grubu en iyisiydi, tabii bizden sonra^.^)
Herkesin ülkesinden bir gelenek sunduğu Talent Show ve sonrasındaki parti inanılmazdı. Onlarca kişi önünde halay çekip Roman havasında kıvırdıktan sonra, gönüllüler dahil herkesin halay çekmeyi öğrenip oluşturduğu devasa çember, after-party'de Latinlerden de birkaç hareket kapmak, deli gibi eğlenmek dans etmek... Ben hiç böyle keyif aldığımı hatırlamıyorum. Resmen kamp bitmesin istedim.
Ve ertesi gün, yarım saat sonra host ailelerimizle buluşturulacağımızı öğrendiğim an, heyecandan bayılacak gibiydim. Gerçekten titredim, kaldım öylece.
Sonra eve gittik ilk akşam yemeğimizi yedik. Host ailemi çok seviyorum, çok da şanslı hissediyorum. Onları daha görmeden özlüyorum gibiydim Norveç'e gelmeden önce. Garip.
Ve o akşamdan sonra zaman cidden uçtu. İnsan nasıl geçtiğini anlamıyor, kalan 9 ayın böyle geçecek diye korkuyorum. Daha şimdiden "evde" gibi hissediyorum.
İlk kez duygularımı tam anlamıyla buraya yazdım ve bu çok rahatlattı. Burada sadece İngilizce ve Norveçce konuşuyorum, duygularımı tam ifade edemiyorum bu yüzden. Günlük gibi şeyler her zaman  beni rahatlatmıştır. Ama itiraf ediyorum, blogumun bir diğer amacı da Türkiyedeki aile ve arkadaşlarımı buradan haberdar edip onlarla konuşmayı azaltmak..
Türkiye demişken her sabah uyanır uyanmaz odama astığım Türk bayrağımı görüyorum. Kahvaltıdan sonra Türkiyeden haberler okuyorum. Aklımın sürekli orada olmasının sebebi Türkiye'nin kötü gündemi. Buradaki arkadaşlarım ülkenin durumunu ve öz ailemin güvende olup olmadığını soruyorlar. Evet öz ailem güvende, bunu söylediğimde hepsi bir rahatlıyor, benim adıma sevindiklerini söylüyorlar, ama her gün ülkemin askerleri şehit olurken ben onlar gibi derin bir oh çekemiyorum. Ayrıca burada sosyoloji dersinde politika, siyaset konuşuyoruz. Sınıfta gruplara ayrılıp her grubun bir ülkenin politikasını araştırıp anlatması istendi. Benim grubum Türkiyeyi araştırmak zorunda kaldı öğretmenimin isteğiyle. Ben tabiki istemiyordum ama araştırdık birşeyler. Daha fazla utanamazdım sınıfta herhalde.
Ve ülkemin insanının çoğu özelliğini sevmesem de, özlüyorum be. O misafirperverliği sıcakkanlılığı çok özlüyorum. Türkçe konuşmayı özlüyorum. Norveç'e göçen Türk bir aile Tønsberg'de market açmış, Türkiyeden ürünler getiriyor. Adam bana "Napıyon kız buralarda?" dedi diye, reyonda Dimes meyvesuyu ve Hacışakir sabun gördüm diye sevindirik oldum. Her ne kadar Norveç tam anlamıyla mükemmel bir yer olsa da insan evden birşeyler arıyor tabi. Henüz 1 ay geçti, henüz Norveçli olamadım. Deniyorum, olacağım biliyorum. Müthiş bir yerde, müthiş bir aileyle yaşıyorum, kardeşlerimle kahkaha atmadığım bir saniye yok. Okula alıştım, yön bilgim oluştu, kaybolmadım bile hiç. Tek ihtiyacım zaman.

11 comments:

  1. Ohoo oo sen Norveçli olmuşsun :)) ilk 1 ay herzaman zordur sen bu ayı eğlenerek geçirdiysen gerisini rahatlikla aşarsin eminiz. Kendine iyi bak.

    ReplyDelete
  2. Okurken çok duygulandim yaa :) öpüyorum seni ece :)

    ReplyDelete
  3. Okurken çok duygulandim yaa :) öpüyorum seni ece :)

    ReplyDelete
  4. Ne güzel anlatmişsin :) opüyoruz seni

    ReplyDelete
  5. Ece canım çok güzel bir paylaşım. Tebrik ediyorum seni doyasıya yaşa türkiyr yi kafana takma. Bu ülke daha neler atlattı. Bu da geçicek. Sizin nesliniz çok daha güzel günler görecek inanıyorum. Çünkü sizin nesliniz dünyayı bilen ve çok rahat entegre olabilmiş bir nesil.
    Ağlamak istediğinde doyasıya ağla çok rahatlatır insanı. Kocaman öpüyorum akıllı kızım������Meltem kopuz

    ReplyDelete
  6. Norveç'e gidip orada yaşamanın sebebi bir eğitim programı mı yoksa tamamen isteğe bağlı mı gittin? Bilgilendirirsen çok sevinirim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Merhaba, AFS programi sayesinde suanda Norvecteyim. Her zaman degisim ogrencisi olmak istemistim ve bir gun annemin eve gelip benim adima basvurdugunu soyleyerek surpriz yapmasiyla bu uzuuuun surec baslamis oldu (Cidden cok uzun, neredeyse 1 sene suren bir bekleyis). http://www.afs.org.tr/ Buradan programin ozellikleri ve amaci hakkinda gerekli bilgiyi bulabilirsin, ben de en kisa zamanda bu 1 yillik sureci tum ayrintilariyla anlatan bir yazi gonderirim diye dusunuyorum, gercekten cok soran var. ^.^

      Delete
    2. This comment has been removed by the author.

      Delete
  7. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  8. Çok güzel bir yazı Ece ^^ Blog açtığını görünce çok sevindim :) umarım sürekli güldüğün zamanlar geçirirsin. ♡

    ReplyDelete