Bunu dinleyin.
Bundan bahsetmek istemedim, blogumu bu kirli haberlerle doldurmak istemedim. Guzel yilimi anlatan bu internet sayfasinda, teror kelimesi gecsin istemedim.
Ama ben artik cok doldum. Kendi ulkem de dahil, dunyanin bir cok yerinden teror haberleriyle uyanmaktan usandim. Her yeni teror haberinde daha az aci hissetmekten utandim, terorun normallesmesinden utandim,
Facebook'da gun gectikce artan bayrakli profil resimlerinden, birbirlerine bas sagligi dileyenlerden veya exchange ogrenci gruplarina gelen "Aileniz iyi mi?" mesajlarindan biktim. Evim icin endiselenmekten, her gun teroru lanetlemekten, her gun bu dunyaya umutla tutunmaya calismaktan yikildim.
Exchange yilimda kendi ulkemden kac tane bombalama haberi aldim, gercekten bilmiyorum. Ama 2015 ve 2016nin simdiye kadarki kisminda toplam 11 bombalama, 11 teror saldirisi haberi okuduk. Bunlarin cogunlugu iki en buyuk sehrimizde, en kalabalik ve populer bolgelerde, hem Turklere, hem turistlere yonelik gerceklesti. Cok fazla insan oldu, cok kan kaybedildi, cok kisi deger verdigi insanlara veda etti. Cok goz yasi dokuldu, cok fazla anne aglatildi, cok fazla cocuk anasiz babasiz kaldi. Ulkem aci cekti, bense burada elimden geldiginde haberleri okumaya ve takip etmeye calistim. Bense burada "her" patlama sonrasi aileme ve tanidiklarima, ve patlama bolgelerinde ailesi olan arkadaslarima korka korka hal hatir sormak zorunda kaldim. Bense burada endise icinde uyudum. Bense burada "Neyse cok kisi olmemis, neyse cok kalabalik bir saatte patlatmamislar" demeye alistirildim. Ulkem aci cekti, ben burada kahroldum. Ulkeme yayin yasagi geldi, ulkemde kimse bunun sorumlulugunu almadi, kimse istifa etmedi, kimse yas ilan etmedi. Biz, ulkesinden uzak kalan kisiler olarak, cok daha fazla uzulduk.
Ve bugun, belki de ilk kez ciddi sekilde Avrupa'dan sogutan bir gercegi yazmak ve baris cagrisinda bulunmak icin yaziyorum.
Yazimda herhangi bir isim vermeyecegim, ama bu duydugum rahatsizligi kesinlikle dile getirecegim.
Turkiye haricinde aldigimiz teror haberleri Kasim ayinda Pariste basladi. Facebook hemen bir uygulama getirdi, "Profil resmini Fransiz bayragi ile degistir, Fransa'ya destek ol!" diye. Her yer Fransiz bayragi doldu bir anda, Fransiz arkadaslarimiz kahroldular, yemeden icmeden kesildiler, hepsini arayip sorduk, destek olmaya calistik. Dualarimiz Paris'leydi, biz Paris olduk. Terorden bir kez daha usandik, bir kez daha kirildi kalbimiz ve umudumuz.
Ama bundan once 10 Ekim'de Ankara'da canli bomba patlatildigini hatirlatmak isterim.
Sonrasinda aradan biraz zaman gecti, Istanbul Sultanahmette ondan fazla turist olduruldu. Insanlar yaralandi. 19 Subat, 13 Mart, 19 Mart... Turkiyede tekrar tekrar teror esti.
Turkiye'nin ve butun dunyanin icinde bulundugu bu zorlu durumda, Avrupalilar Paris'tekilere aglarken, bildikleri tek Turk olan ben, gormezden gelindim. Her seferinde, kimsenin umrunda olmadim. "Paris'te olanlari duydun mu?" sorulari karsilamisti beni okuldan geldigimde, veya derslerde teroru konusup lanetlemistik. Benim ulkem kimsenin ilgisini cekmedi. Mark Zuckerberg'e tepkiler yagdi, nasil Turk bayragini profil resmine koyma uygulamasi olmazdi? Adam gelen tepkilerden dolayi aciklama yapmak zorunda kaldi ama onun kafasinda yatan sey zaten acikca belliydi: Turkiye icin veya Avrupa disindaki bolgeler icin, teror zaten normaldi ve ayri bir duyar gostermek gereksizdi. Paris icin sayfa sayfa mansetler atilirken benim ulkem yayinlanmadi, madem haberlerde yayinlamiyorlar, ben herkese anlatayim dedim. Onlarca paylasim yaptim, kendi duygularimi anlatan yazilar yazdim, bir de bunu Norvecce yazdim ki daha iyi idrak etsinler, insanlarin gozune sokmaya calistim, kendi kucuk Avrupalari disinda neler oldugunu gorsunler diye. Bir kisi sorsun halimi, bir kisi ne hissediyorsun desin. Bir kisiden "iyi misin?"i alamadim, ulkem hakkinda konusmayi cok gorduler. O yanlarinda durdugum Fransiz arkadaslarimin hic birinden ses cikmadi, bu kadar onemsizdi Turklerin cani.
Dun, 22 Mart, Brussel teror saldirisi. Yine geldi o soru "Brussel'de ne oldugunu duydun mu?". Evet, evet duydum. Duymamak, gormemek mumkun mu. E ama neden bana soruyorsun ki Brussel'de ne olup bittigini duyup duymadigimi? Veya Paris'te? Tabii ki duyuyorum her seyi, muhtesem Norvec sosyal medyasi sagolsun. Muhtesem haber kanallarimiz sagolsun. Bu batida, bati haricindeki yerlere acima gosteren haberler yapilmaz cunku. Batililara Musluman dusmanligi asilamaya calisan bu haber kanallari, terorun Muslumanlari da katlettigini gostermek istemez cunku, Batililarin Muslumanlara sempati duymasini istemez. Normalde 15 dakikayi gecmeyen Norvec haber programlari, bu aksam daha da bir uzundu sanki. Sabahtan aksama kadar Brussel izledik, izlerken herkesin yuzunde aci dolu bir ifade...
Yanlis anlasilma olmasini istemem, Brusseldekilere sevindigimi veya "oh canima degsin" tarzinda yorumlar yaptigimi sanmayin. Beni dunyanin heryerinde ayni sekilde uzer teror. Ben "Belcikali oluyor, Turk oluyor, Suriyeli oluyor" demem, insan oluyor derim. Benim soylemek istedigim, insanlar Brussele uzuldugu icin kizginlik duymamiz gerektigi degil.
Demek istedigim su: Ben insanlarin sadece benim ulkemde yogunlasmasi veya digerlerini gormezden gelmesi taraftari degilim. Ben sadece ulkemi degil, tum teror kurbanlarini ve dunyayi dusunebilen bir insanim ve baskalarinin da bunu yapmasini isterim.
Cunku teror, her yerde terordur, her dilde, her dinde, her renkte ve her "kita"da terordur. Bunun Avrupa'si, Amerika'si, Asya'si, Afrika'si olmaz. Teror terordur. Teror oldurur, teror insani birbirine dusurur. Teror her yerde terordur, teror boyle dusman eder, boyle uzer. Teror insanliga ve dolayisiyla dunya barisina karsidir, ama teroru de insanliktan nasibini alamamislar dogurur. Teror olumdur ve teroru yenebilecek tek sey egitimdir.
Maalesef, kirginim buraya ben. Hem de cok. Icimdeki endise ve korkuyu tek basima yasamak zorunda birakildigim icin, kimsenin umrunda olmadigim icin kirginim ben buranin insanina. Arkadaslarima, ogretmenlerime, tanidiklarima, aileme.. Herkese destek gosterisime ama kimseden destek goremeyisime uzgunum ben. Iyilik yap, denize at derler tabii, karsilik da beklememek gerek. Ama ayni duruma dusen, ayni duygulari yasayan insanlarin birbirine kenetlenmesi gerekmez mi? Her ne kadar dinlere ve irklara, milliyetlere karsi bir insan olsam da, boyle durumlarda insan kendi milliyetine daha da baglaniyor. Cunku goruldugu uzere, Turkler hakkinda uzuntu duyan tek bir kisi yok su koskoca kendini begenmis Avrupada.
E hal boyle olunca, Turkun Turke kenetlenmesi gerek degil mi? Yok olmaz, onlari da bolecegiz illa. Sunni, Alevi, Cerkez, Kurt bilmem ne. Cok mu onemli gercekten? Ayni ulkede yasamiyor musunuz siz, ayni degerler altinda? Baglansaniza birbirinize kardesim, dunyada yeterince zorluk varken bir de ic savas neden?
Yok, ben gercekten yoruldum. Pozitif dusunmeye calisip Pollyannacilik oynamaktan cok yoruldum ben. Artik vazgeciyorum inancimdan. Dunyanin guzellesecegine, barisin gelecegine, terorun bitecegine, herkesin kardesce yasayacagina inanmiyorum. Ayni terorun kurbanlari bile birbirine dusman olurken, teroru bizim bitirebilecegimize inanmiyorum.
Beni 16 yasimda, hayatimin baslangicinda bu dunyadan sogutan, umudumu kaybetmemi, yolda gordugum insanlardan korkmami saglayan "insanlar"a cok tesekkurler. Bunca masum insana, kucucuk cocuklara bu korkuyu yasatan, gencecik canlara olmeyi layik goren bu "insanlik" yoksunu "insan"lara cok tesekkurler. Dunyanin icine eden ve yasanmaz hale getiren bu "insanlara" cok tesekkurler.
Artik teror lanetlenmesin, artik teror dursun.
Dunya benim kalbimi cok kirdi, benim umutlarimi aldi elimden, ben gidip ayda yasayacagim galiba, hadi eyvallah
"You may say I am a dreamer, but I am not the only one. I hope someday you'll join us, and the world be as one"

No comments:
Post a Comment